Gün geçtikçe daha yalnız mı hissediyorsunuz? Ya da kalabalığın içindeki yalnız siz misiniz?

Yalnızlık insanların sıklıkla hissettiği bir duygu haline geldi.Çoğu zaman bizden büyük insanların anlattığı,Yeşilçam filmlerinde gördüğümüz ya da romanlarda okuduğumuz gibi yaşamıyoruz artık.Peki buna ne sebep oldu? Ne zaman yalnızlaştık?

Eskiden aynı mahallede,köylerde yaşayan insanlar birbirini tanırdı,ihtiyacı olanlara kimseye söz etmeden yardım edilirdi; Anadolu’nun imeceleri meşhurdu mesela.Fakat,şehirleşme başladıktan sonra,köyden kente göçlerle,insanlar kendilerini apartmana ve çalıştıkları kurumlara hapsettiler.Hayatlarını,ev-okul-iş, kısır döngüsüyle devam ettirmeye başladılar.Ve de yalnız olmaya başladılar. Bu kısır döngü içerisinde doğan bizler de doğal olarak yalnızlık çekiyoruz.Tabii ki sadece şehirde yaşamak tek etken değil .Örneğin teknolojinin hayatımızın merkezinde olması diğer etkenlerden sadece birisi. Özellikle de teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medyaların hayatımızın odağı noktasına getirmemizle iyice kapana kısılmış olduk.Gerçek dostlarımız yerine takipçilerimizin sayısıyla ilgilenmeyi seçtik.Acıkınca gerçekten doymaktan çok o yemeğin fotoğrafını nasıl çekersek en fazla beğeniyi alırız diye düşünmeye başladık.Gerçek olan hayatımızı sahte anılarla yaşamayı seçtik diyebiliriz aslında.

Böylece,karşımızdaki insanın nasıl hissedeceğini ya da düşündüğünü umursamaz olduk.Güzellik ölçütleri belirledik kendimizce.Herkes birbirinin aynısı olsun istedik.Çoğu zaman kendimize bile yaptık bunu.Sonuçta herkesin kabul ettiği mutluluğun formülü iyi bir ev,iyi bir iş,iyi bir görünüş ve çok fazla takipçi sayısıydı.Peki tüm bunlara sahip olan insanlar bile neden yalnız hissediyordu?

Çünkü insanlar,yaşadıkları toplum tarafından belirlenen mutluluğun formülüne uyarlarsa mutlu olacaklarını düşünüyorlar.Yani sıradan olmayı seçerlerse. Hiç kimse kendi yeteneklerini,hayallerini dikkate almıyor.Ki bazen hayal kurmayı bile seçmiyor.Örneğin,aslında tarih okumaktan,araştırmaktan hoşlanan bir öğrenci üniversitede o bölümü seçmiyor.İleride kendisine para kazandırmayacağını düşündüğü için..

Bir bakıma Mutlulu olmayı gerçekleştirmeye çalışırken hep cüzdanın doluluğunu hedefliyoruz;ruhumuzun doluluğunu değil.Mutluluğu sadece çıkar ilişkisine endekslemişiz.

 

Ortalama 70-75 yıl ömrü olan biz insanoğlu,yaşamımızın ortalama 40 yılını ev-okul-iş kısır döngüsü içinde geçiriyoruz.Daha lüks bir evde yaşayabilmek için,daha pahalı bir arabaya sahip olabilmek için,kısacası daha fazla para kazanabilmek için.. Tabiki günümüz şartlarında hayatta kalabilmek için paraya ihtiyacımız var fakat neden kazandıkça daha fazlasını istiyoruz? Neden yalnızlığı seçiyoruz? Bu hepimizin düşünmesi gereken bir konu..

Yeni arkadaşlar edinmek, bilge olabilmek için deli olmak gerektiğini onlara da öğretmek isterim. Doğru davranışların el kitabını olduğu gibi izlemek yerine kendi yaşamlarını, isteklerini, serüvenlerini keşfetmelerini, YA-ŞA-MA-LA-RI-NI söylerdim onlara.(Paulo Celho-Veronika Ölmek İstiyor kitabından.)

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin