Seviyorum, o halde yaşıyorum!

0
44

 

“… insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık… Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan… ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar.”

A.de Saint – Exupery, Küçük Prens’ten…

Günümüzde  büyük kentlerin içinde yaşayan çoğu insan, kalabalık caddelerde dolaşıyor, uzun kuyrukların oluşturduğu sıralarda bekliyor, trafik çilesinin ortasında kalıyor, yaşamını sosyal ağlara bağlıyor, gerçekte zihinsel ve bedensel olarak nefes aldığı beşeri yaşamdan kopmaya başlıyor.

İnsanların insanlara değil de eşyalara bağlılığı, insanla ilişki kurmak yerine eşyayla ilişki kurması, insanların var olan dünyaya uyum gösterdiğini ve modern yaşamı kabullenerek yaşadıklarını gösteriyor.

Eğer dünyada bir güzellik ve mutluluk var diyorsak; bu insan insan ilişkisinde ya da insanın diğer varlıklarla olan ilişkisindeki SEVGİ’YLE mümkündür. Mümkün olan en mükemmel değer olan sevgi… İnsanların birbirlerini daha iyi anlamaları; dolayısıyla daha olumlu, doyum verici, başarılı ilişkiler içinde olabilmelerinin temelinde ise olmazsa olmaz EMPATİ…

Günlük hayatta karşılaştığımız hiçbir şey mükemmel değildir. Bu mükemmel değil diye öfkelenmeye, saldırmaya, öfkeli bir yüz ifadesi ile dolaşmanıza neden olamaz; bunun yerine yapıcı ve sevimli bir yaklaşım size ve çevrenize daha az zarar veren, farklı çıkış noktaları bulabileceğiniz bir yaklaşım olur.

“Acı su da tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma. Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır.”
Mevlana

 

Yabancılık ve yalnızlıkla baş başayız!

Her geçen gün dünyada sevgi azalıyor, paylaşım azalıyor, insan azalıyor… Arkadaşlık ve dostluk değeri, yapay ve sanal bir hale bürünüyor. Bizler artık yüz yüze gelebilmek için zaman yaratmaya çabalıyoruz. Sanal etkinliklere katılıyoruz, sosyal ağlarda yapılan paylaşımları takip ediyoruz, fotoğraflar, videolar çekiyoruz; kendimizi elimizden düşüremediğimiz ve gözümüzü ayırmadığımız bir ekranın içine bırakıyoruz. Duygularımızı dört köşeli bir hale dönüştüren bu yaşam biçiminde zaman geçiriyor ve kullanımını arttırdıkça bundan keyif alıyoruz. İmajine ettiğimiz bir ilişki kurmaya başlıyoruz.

Bizi içe dönük yaşamaya iten, yaşamdan koparan bu itici güce ne oldu da ihtiyaç duyduk? Biz hangi ara kaçıp geldik bu sanal dünyaya…

Halden anlayan bir cihazla mutluyuz sanırım. Yalnız kalmaya çalışıp, kalabalık kapıları aralamaya çalışırken mutluyuz mesela. Ben de varım, işte buradayım; sizle olan mesafemi korumak istesem de bana parmak uçlarınızdan ulaşabileceğiniz kadar yakınınızdayım. Size anlatmak, göstermek istediğim bir dünyam var, sizi merak ediyorum ve takip ediyorum. Sınırsız ve güvensiz bir köşeye çekilip belki de sadece sizi izlemek istiyorum…

Etrafınıza dikkatlice bakın lütfen!

Umursayın biraz,

Sevin ve sevdirin dünyayı,

Siz yaşamı kucaklayın, yaşam da sizi…

Ağaçta cıvıldayan kuşu, parıldayan yıldızı, yeni doğan bebeği, omzunuza konan kelebeği, sıcak güneşli bir sabahı, serin yaz akşamlarını, yağmurdan sonra toprak kokusunu çoğu insan sever, belki bir kısmı sevmeyebilir. Bunu anlamaya çalışabiliriz.

Yaşadığımız her bir an, acı ya da tatlı mutlaka çok anlamlıdır. Eğer günün telaşından kurtulup, başınızı hafifçe yukarı kaldırıp bakmasını bilirseniz, olup bitenlerden pek çok şey çıkartabilirsiniz.

Modern yaşam bize her geçen gün gündelik yaşamımız içindeki şiddet, iletişimsizlik ve empati yoksunluğunu güçlenerek sunuyor. Toplumda her birey kendi yalnızlığıyla başa çıkıyor, bazen yanlış yorumlamalar, iletişimsizlik bizi bu gürültüde sağlıklı düşünemez hale getiriyor.

Şimdi bir dakikalığına gözlerinizi kapatın ve düşünün. Kendinizi değerlendirin ve akıp geçen zamanın size ait olduğunu, bu sahip olduğunuz özel anların kıymetini düşünün. Derin bir nefes alın ve gözlerinizi açtığınızda size en yakın duran kişiyi ya da bir canlıyı sevin ve onu mutlu edin!

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikÇocuk İstismarı Nedir?
Sonraki İçerikDEHB: Bir Hatalı Teşhis Psikoepidemisi
1982 İstanbul doğumluyum. ilk, orta ve lise eğitim öğretim hayatım boyunca Kocaeli Gölcük'te yaşadım. Uludağ Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra 2 yıl süre zarfında; Müşteri danışmanı, İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Kocaeli Ford Otosan Fabrikası ve YKM mağazasında İnsan Kaynakları stajı yaptım. İnsan Kaynakları Yönetimi sertifikasını bu süreçte aldım. Sakarya Üniversitesinden Felsefe Grubu Öğretmenliği pedagojik formasyon eğitimimi başarıyla tamamladım. Toplamda 5 yıl eğitim sektöründe çalıştım, dershane ve özel okulda Rehber öğretmenlik yaptım. MEB Rehberlik kursuna katıldım ve sertifikamı başarıyla aldım. Aile Danışmanlığı 450 saat eğitim aldım. Çözüm odaklı terapi, TSSB, kOÇLUK, iletişim ve diksiyon alanlarında eğitimlere katıldım ve sertifiklar aldım. Şuan özel bir kurumda danışman olarak çalışmaktayım.

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin