Sözlerin gücüne inananlar vardır.

Söz ile sihir başlangıçta aynı şeylerdi. Kelimelerin sihirli güçleri vardır. Hatta kelimeler bugün bile bu sihirli güçlerinin önemli bir kısmını korumaktadır. Mesela, çok büyük bir mutluluğa sebep olabildikleri gibi derin bir üzüntüye de yol açabilirler. Kelimeler, insanoğlunun en güçlü duygularını uyandırabilecek ve her türlü eylemi gerçekleştirmesini sağlayabilecek bir güce sahiptir. Kısacası, kelimelerin insanlar üzerinde yaptırım gücü vardır. Daha doğrusu, kelimeler insanları etkilemenin evrensel yoludur.” diyen Freud gibi.

Psikoloji en temel ve bilinen tanımıyla insanın duygu düşünce ve davranışlarını inceler. Edebiyatsa insanı anlatır. İnsanı anlatmaksa insanı anlayabilmeye dayanır. İşte bu noktada yani en temelde başlar psikoloji ve edebiyatın karşılıklı etkileşimi.

Bir edebi eserin insan psikolojine etkisi ilerideki hayatını şaşırtıcı derece etkileyecek boyutta olabilir. Freud, Goethe’nin “Doğa”sının etkisiyle Viyana Tıp Fakültesine kayıt olma kararı almıştır. Edebiyat Freud’u, Freud psikolojiyi ve psikoloji edebiyatı etkilemiştir.

Sigmund Freud’a göre hepimizin doğuştan getirdiği pek çok dürtü vardır. Çocukluk döneminde ebeveynler ve toplum tarafından bazı dürtülerimizin davranışa dökülmesi yasaklanır. Yasaklamak ya da cezalandırmak bu dürtüleri ortadan kaldırmaz. Sadece bilinçaltına zorla itilmesine neden olur. Yani der ki kişi farkında olmaz ama hala vardır bu dürtüler. Zamanla bunlar psikolojik bir rahatsızlığın semptomları olarak ortaya çıkabilecekleri gibi sanatsal ve edebi aktiviteler gibi toplum tarafından onaylanıp kabul edilen şekillerde de ortaya çıkabilirler. Freud’un ortaya attığı kişilik kuramı ve psikoterapi yöntemi olan “psikanaliz”e göre sanatçı nevrotik bir varlıktır ve eseri vasıtasıyla çocukluğundan itibaren bastırdığı duygularını ortaya koyabilir. Sanatçının ruhsal yapısı ile eseri arasında ilişkiler kurulabilir. Türk edebiyatından örneklersek Ahmet Haşim’in şiirlerindeki konular onun psikolojisinin izlerini taşıyor diyebiliriz. Her ne kadar Ahmet Haşim’in şiirleri anlaşılmak için değil duyulmak için oluşturulmuş olsa da şiirleri anlamca kapalı olsa da şairin duygu dünyasını şiirlerindeki ölümü hüznü yalnızlığı hissedebiliriz.

Edebiyat yazarın psikolojisini yansıttığı gibi yeni bir psikolojik teorinin adının esin kaynağı da olabilir. Freud teorisini adlandırırken Sophokles’in Kral Oidipus’undan esinlenmiştir.

Eserin okuyucuyu etkilediğinden bahsetmiştik. Burada eseri bir araç olarak görürsek yazarla okur eser vasıtasıyla hasbihal ediyor diyebiliriz. Yazar kendi iç çatışmalarını isteklerini beklentilerini yansıtırken dertlerini aynı ya da benzer dertten muzdariplerin anlayabileceğini bilerek yazarken içini dökmektedir belki anlayanlara, anlamalarını umduklarına. Belki de sevinçlerini mutluluklarını tutkularını sevdasını o duyguları tadanlarla paylaşmaktadır. Ya da istediği ama yaşayamadığı duygularını karakterlerine yaşatmaktadır.

Okurun penceresinden bakarsak okur eserde kendisinden izler bulurken aslında kendini tahlil etmektedir ve kendi psikolojisinin bir yansımasını eserde görebilir. Okur belki de kendi gibi birini bulduğu için kitabın akışına kapılıp sonra kitap bitince arkadaşını kaybetmiş gibi hisseder. Bir eser farklı noktalardan birçok insanın izlerini taşır.  Bir okur eserde söz gelimi kendi vicdani hesaplaşmasını bulabilir. Aynı eserde başka bir okur kendini dünyadan ve insanlardan soyutlamasına dair izler bulabilir. Başka bir okursa ilk aşkının o buruk hatırasını eserdeki karakterin yaşadıklarıyla hatırlayabilir…

Aynı okurun farklı zamanlarda aynı eserden farklı tatlar alması da okurun psikolojisinin eserden çıkardığı anlama etkisini göstermektedir. Beklentilerine, düşüncelerine genel anlamda psikolojisine göre bazı edebi eserlerle bağ kurar okur. Çoğu kişinin başucu kitaplarım dediği kitapları vardır. Ayrılmak istemez. Bazıları çok iyi bir öğretmendir bu öğretiler unutulmamak için aralıklarla tekrar okunur. Bazıları eski bir dost gibidir evin bir köşesini yer edinmişlerdir kendilerine. Bazıları Kafka’nın Dönüşüm’ünü tekrar tekrar okur kendi hayatına dışardan bakabilmek için ya da bambaşka bir sebeple mesela hayatında bir “Değişim” için. Bazıları kendi hayat yolculuğunun yanında Küçük Prens’in yolcuğuna da eşlik eder sürekli. Bazı eserler kiminin kahramanıdır kiminin akıl hocası kiminin sırdaşı kiminin dert ortağı… Onun gibidir. Belki de olmak istediği insan gibidir.

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin