DUYGUSAL ZEKA

0
75

 

Duygular insaný anlamada, düşünce ve davranışlarını anlamlandırmada çok önemli bir role sahiptirler. Duygularla ilgili olarak bugüne kadar çok çeşitli çalışmalar yapılmış ve farklı görüşler ileri sürülmüş olmasına karşın “duygusal zeka” kavramını ilk olarak ortaya koyan Salovey ve Mayer (1990) olmuştur. Daha sonra Goleman (1996) “Duygusal Zeka” adlı kitabında iki tür zihnimiz olduğundan söz etmiştir. Bu zihinlerden biri akılcı zihin, ikincisi ise duygusal zihindir. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. Akılcı zihin, çoğunlukla farkında olduğumuz bir kavrama tarzıdır; bilincimize daha yakındır, düşüncelidir. Bunun yanı sıra fevri ve güçlü, bazen de mantıksız olan bir kavrama sistemi daha vardır ki bu da duygusal zihindir.

Duygular iki amaca hizmet ederler (Passons 1975). Bunlardan birincisi, kişinin harekete geçmesi için enerji temin etmeleridir. İkincisi ise, kişinin kendi gereksinimlerini karşılayabilmesi için çevreyi manipüle edebilmesi ya da bu gereksinimleri karşılayacak uygun davranışları yapabilmesi için, yönlendirici ya da değerlendirici bir fonksiyon göstermeleridir. Bu enerji kişiye gereksinimlerini karşılamak için harekete geçiriyor ya da çevreyi manipüle etmesine fırsat veriyorsa olumlu duygular ortaya çıkar. Eğer enerji, gereksinimlerin karşılanmasında etkisi olmayan ya da zararlı etkisi olan unsurlara yöneltilirse olumsuz duygular ortaya çıkar.

DUYGUSAL ZİHNİN ÖZELLİKLERİ

Ekman (1992), Epstein ve Brodsky (1993) ve Goleman’ýn (1996) görüþlerinden yararlanarak duygusal zihnin özellikleri þöyle özetlenebilir:

Duygusal bir durumda, duygusal zihin akılcı zihinden çok daha hızlı harekete geçer ve ne yaptığını gözden geçirmeden eyleme atılır. Duygusal zihin bizim tehlikeye karşı radarımızdır. Acil durumlar karşısında ne yapacağımızı ya da nasıl karşılık vereceğimizi düşünmeye zaman harcamadan tepki göstermek üzere bizi harekete geçirir. Örneğin, balkondan düşmek üzere olan çocuğunu kurtaran anne gibi. Duyguyu başlatan şeyle, duygunun patlak vermesi arasında geçen süre çok kısadır. Bu nedenle algıyı tartarak değerlendirmeye zaman kalmaz. Bu hızlı algılama tarzı sürat uğruna isabetliliği feda eder, çünkü genel görüntüye ya da onun en çarpıcı yanlarına karşılık verir. Her şeyi bir bütün olarak ve bir arada görerek, dikkatli bir analize zaman ayırmadan tepki gösterir. Örneğin geç kaldığı için eve pencereden girmeye çalışan kızını hırsız zanneden babanın, kızına ateş ederek öldürmesi gibi.

Duygusal zihnin mantığı çağrışımsaldır, bir gerçekliği simgeleyen ya da onun bir anısını çağrıştıran öğeleri, o gerçekliğin aynısı olarak kabul eder. Duygusal zihne göre önemli olan bir şeyin nasıl algılandığı, nasıl göründüğüdür. Bir şeyin bize ne hatırlattığı, ne olduğundan daha önemli olabilir. Akılcı zihin nedenlerle sonuçlar arasında mantıksal bağlantılar kurarken, duygusal zihin ayrım yapmadan sadece benzer çarpıcı özellikleri dikkate alır. Örneğin mavi çorabını giyerek gittiği bir sınavının iyi geçmesi üzerine, her sınava aynı mavi çorapla giden bir öğrencinin davranışı gibi. Bir olayın herhangi bir özelliği geçmişin duygu yüklü bir anısına benzer görünürse, duygusal zihin hatırlanan olayla ilgili duyguları başlatarak buna tepki verir. Başka bir deyişle, duygusal zihin şimdiki zamana sanki geçmiş zamanmış gibi tepki verir. Örneğin küçükken anne-babası arasındaki kavgalara sık sık tanık olan ve korkan bir çocuk, daha sonra bir filmdeki kavga sahnelerinde bile aynı korkuyu yaşayabilir.

Duygusal zihin birçok açıdan çocuksudur ve bu özelliği duygu güçlendikçe artar. Duygusal zihnin çocuksu özelliklerinden biri herşeyin siyah ve beyaz olduğu grilerin olmadığı kategorik düşüncedir. Örneğin bir sınavdan başarısız olan bir kişinin, “ben başarısız biriyim” şeklinde düşünmesi gibi. Bu çocuksu tarzın bir diğer işareti de kişiselleştirmedir. Örneğin “ne zaman pikniğe gitmeye kalkışsam yağmur yağar” diyen bir kişi, olayları ben merkezli bir sapma eğilimiyle algılamaktadır. Duygusal zihin ise inançlarını mutlak doğrular olarak kabul eder ve bunlara ters düşen kanıtları kabul etmez.

Duygusal zihin akılcı zihinden çok daha hızlıdır ve bir an bile durup ne yaptığını gözden geçirmeden eyleme atılır. Bu hız, düşünen zihnin bir işareti olan ölçülü ve analitik düşünmeye imkan tanımaz. Evrim süreci içinde bu hız, büyük olasılıkla, neye dikkat edilmesi gerektiğinin ve örneğin başka bir hayvanla karşı karşıya gelindiğinde oluşan ihtiyat halinde ben bunu yer miyim, yoksa o mu beni yer? Gibi soruların yanıtını anında verme zorunluluğundan ortaya çıkmıştır. Bu yanıtlar için durup düşünmeye fazla zaman harcamayan organizasyonların, yavaş tepkili genlerini aktarabilecekleri bir şey üretme olasılığı çok azdır.

Duygusal zihinden kaynaklanan hareketler, fazlalıklarından arındırılmış ve basitleştirilmiş bir bakış açısının ürünü olan, özellikle kuvvetli bir kesinlik hissi taşırlar; bu ise akılcı zihnin hiç kavrayamayacağı bir şeydir. Ortalık yatıştığında, hatta bir tepkinin ortasında, kendimizi “Bunu neden yaptım?” diye düşünürken buluruz. Bu, duygusal zihnin hızıyla olmasa da, akılcı zihnin o anki duruma uyandığının bir işaretidir.

Duygusal zihin bizim tehlikeye karşı radarımızdır. Eğer biz akıllı belleği beklemiş olsaydık, sadece hata yapmış olmaz, ölmüş de olurduk.

Bir olayın herhangi bir özelliği geçmişin duygu yüklü bir anısına benzer görünürse, duygusal zihin hatırlanan olayla ilgili duyguları başlatarak buna tepki verir. Duygusal zihin şimdiki zamana sanki geçmiş zamanmış gibi tepki verir. Sorun, özellikle değerlendirme hızlı ve otomatik olduğunda, durumun artık eskisi gibi olmadığını fark edemeyişimizden çıkar. Çocukluğunda yediği dayakların acısıyla kızgınlıkla çatılan kaşlara yoğun korku ve nefretle tepki vermeyi öğrenmiş biri, çatılan kaşların artık böyle bir tehdit taşımadığı yetişkinliğinde bile aynı tepkiyi bir ölçüde gösterecektir.

Duygusal zihin işleyişi büyük ölçüde duruma bağlıdır ve belirli bir anda yükselen hangi duyguysa, onun doğrultusundadır. Düşünüş ve hareket tarzımız romantikken başka, öfkelendiğimiz veya canımız sıkkın olduğunda başkadır. Duygunun mekaniğinde her hissin kendine özgü düşünce, tepki ve hatta anılar repertuarı vardır. Duruma bağlı bu repertuarlar, yoğun duygu anlarında en baskın hale gelirler.

 

 

 

KAYNAKÇA

  1. Tuğrul C. (1999),Duygusal zeka, Klinik psikiyatri, 1:12-20
  2. Goleman, Danıel 21.basım , Duygusal Zeka, Varlık Bilim

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin