DUYGULARI AÇIĞA VURMA
                                   “Kimse kendini başkasına açmadan kendini tam olarak bilemez.”
                                                                                                     SIDNEY JOURARD
Hepimizin iyi ya da kötü günleri olabilir, kendimizi çok mutlu, aşırı derecede üzgün, kendinden emin, utanmış, hevesli ya da suçlu hissedebiliriz. Sağduyumuz da kendimizi nasıl hissettiğimizin duruma bağlı olduğunu söyler. Başımıza iyi bir şey geldiğinde mutlu oluruz, bir şey başardığımızda gururlanırız, kötü bir şey yaşadığımızda üzülürüz. Yine de duygu durumu her zaman iyi olan birini düşünmenizi istesem, eminim herkesin aklına birkaç kişi gelebilir. Benzer şekilde “hüzünlü”, “somurtkan” ya da “kendinden emin” olarak tanımlanabilecek kişilere birer örnek vermekte de çok zorlanmayız. Bizi başkalarından ayıran kararlı duygu kalıplarını belirleyebiliriz.
Bu kararlı duygu kalıpları nelerdir? Öncelikle her birimizin yaşadığı olumlu ya da olumsuz duyguların derecesi farklılık gösterir. İkinci olarak, yaşadığımız duyguların güçlüğü konusunda farklılık gösteririz. Üçüncüsü de duygularımızı dışa vurma yollarımızın farklı olmasıdır. Kişilik psikologları duygunun bu üç boyutuna duygusal etkilenirlik, duyuş şiddeti ve dışa vurma adını verir.
Bir deneye katılan öğrencilerden, yaşadıkları ve yıllarca kimseye anlatmadıkları üzücü ya da sarsıcı bir olayı, isimlerini belirtmeden yazmaları istenmiştir (Pennebaker, 1989). Bu ve benzeri araştırmalardan ortaya çıkan ortak bulgu, neredeyse bütün deneklerin gizli bir sarsıcı deneyim yaşamış olmasıdır. İnsanlar genellikle kişisel başarısızlıklarını ve aşağılanmalarını, yasadışı etkinliklerini, uyuşturucu ve alkol sorunlarını ve cinsel sömürü deneyimlerini yazmışlardır. Pişman oldukları eylemlerden dolayı kendilerini suçlu hissetmekte ya da bir kayıplarından dolayı üzüntü duymaktaydılar. Deneklerin yaklaşık dörtte biri, deney sırasında ağlamıştır.
Bu gibi duygusal sırlarla birlikte yaşayan insanlara psikoloji ne önermektedir? İçlerini birisine açmalı mıdılar yoksa herşeyi saklamaya devam mı etmelidirler? Sözü edilen araştırmaya benzer başka araştırmalar da bu gibi sırları içinde tutmanın sağlık için tehlikeli olduğunu gösterir (Pennebaker, 1989). Ancak dertlerimizle başkalarını sıkmamak huyumuzdan dolayı ya da konuşmaktan utandığımız için, çoğumuz en sarsıcı deneyimlerimizi genellikle kendimize saklarız. Ancak, bu deneyimlerden kimseye söz etmemek, bunlardan etkilenmediğimizi göstermez.
Kendini açığa vurma kuramına ve yapılan araştırmalara göre, iki insan özel bilgilerini paylaştığında benzer deneyimler yaşar. Kendileriyle ilgili gizli bir bilgiyi bir başkasına açıklayan insanlar kendini açığa vurmuş olur. Kendisine açıklama yapılan kişi, kendisine açıklanan bilginin kişisel olduğunun farkındadır, zaten insanlar açıklama yapacağı kişiyi seçme konusunda oldukça titiz davranır. İnsancıl psikologların çoğu, kendini açığa vurmanın kişisel gelişim ve mutluluk konusunda önemli bir adım olduğunu düşünür. Örneğin Rogers (1981), kişinin güvenilir bir ilişki içerisinde kendini açığa vurmasının, kendini anlama yönünde önemli bir adım olduğunu söyler. Duygularımızı sözcüklere dökmek, bu duyguları çok daha iyi anlamamızı sağlar. Başkalarına karşı açık ve saydam olmazsak, kendimize karşı da asla açık ve saydam olamayız. Kendimizle ilgili her şeyden haberdar değilsek, gelişim gösteremez ve potansiyelini tam kullanan bir insan haline gelemeyiz. Rogers ve diğer insancıl kuramcıların öne sürdüğü gibi, duyguları sözcüklere dökmek, insanların duygularını somut bir şekilde görmelerini, böylece duygularıyla etkili bir şekilde başa çıkmalarını sağlar.
BBC’den Geddes’in yaptığı araştırmaların sonucuna göre ise; duyguları düzenleyen yöntemler olarak değerlendirdiği duyguların dışa vurmama halini “duyguları bastırma” olarak adlandırıyor ve insanların duygularını düzenlemek için kullandığı beş klasik yöntemden biri olarak görüyor. Bu yöntemler şöyle sıralanabilir:
• Belli bir duyguyu tetikleyecek durumlardan kaçınmak
• Negatif duygulardan ziyade pozitif duygular yaşama şansını artırmak amacıyla bir durumu değiştirmek
• Duyguların öne geçmesini önlemek için dikkatinizi başka bir yere yönlendirmek
• durum ortadan kalktığında olaylara farklı bir perspektiften bakmayı denemek
• Duyguları bastırmak
Genel olarak duyguları bu şekilde düzenlemek pozitif bir şeydir ve akademik başarıyı artırdığına, ruh sağlığını güçlendirdiğine ve ömrü uzattığına inanılır. Fakat duygusal bastırma zaman zaman yararlı olsa da çoğu psikolog bunu beş yöntemin en kötüsü olarak değerlendirir. Cambridge Üniversitesi’nden Susanne Schweizer “Duyguları bastırmaya çalışmak bir düşünceyi bastırmak gibidir, ters etki yaratabilir” diyor. “Daha sonra daha güçlü bir şekilde ortaya çıkabilir.”
Duyguları bastırmanın, insanların kendilerini iyi hissetmemesine neden olduğu gibi bunun için fiziksel çaba göstermelerinin de tansiyonlarının yükselmesine neden olduğu görülmüş. Daha sonraki araştırmalarda da duyguları bastırmanın hafızayı zayıflattığı ve iletişim kurulan insanlar açısından bir yük haline geldiği belirlenmiş. Bunun sonucu olarak daha fazla ruh sağlığı sorunları, erken ölümler ve insanların birbirine karşı nefret duygusu gözlenebiliyor.

KAYNAK
1. http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/05/160518_vert_fut_duygulari_bastirmak
2. Burger, J.M. (2006). Kişilik: Psikoloji Biliminin İnsan Doğasına Dair Söyledikleri. İstanbul: Kaktüs yayınları, 317,464,475.

Hazırlayan: Psikolojik Danışman Arzu UYAR

 

 

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin