Dissosiyatif Kişilik Bozukluğu

0
63

Dissosiyatif kişilik bozukluğu kişi de bellek, algılamada, çevre ve kimlik gibi duyumların dengesinin bozulması ile kendini gösterir. Temel belirtiler kimlik ve bellek ile kendini gösterir. Birbirinin yerine geçebilen kimlikler, aynı kişide varlığını sürdürebilir. Birden fazla karaktere geçiş yapabilirler. Bu kişilikler denetimi ele alırlar ve kendi benlikleri ile hareket ederler. Bu kişilikler de net olarak ses, cinsiyet veya yaş farklılıkları olabilir. Farklı karakterlere geçiş yaptıkları için diğer karakterini hatırlamazlar. Kişilikler arası geçiş ani olabilir. Bu geçişler kişinin çevresinde kendini tehdit altında algılaması ya da stresli bir ortamda yer alması sonucu kimlikler arası geçiş yaşanabilir.

Dissosyatif kişilik bozukluğunun meydana gelmesinde kişinin yaşadığı özellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddet ya da cinsel istismara maruz kalma gibi kişiyi derinden etkileyen travmalar bu hastalığın meydana gelmesinde önemli rol oynamaktadır. Kişinin yaşadığı ve başa çıkamadığı kötü olaylar yani dayak, işkence, tecavüz, cinsel istismar veya doğal felakat gibi sorunlara karşı verdiği tepki biçimidir. Travma yaratan böyle durumlara karşı çocuk “ bu olayı ben yaşamadım, olanlar benim başıma gelmedi, yaşananları hissetmiyorum” gibi düşünceler geliştirir. Daha sonra ki yaşantılarında ise boşluklar meydana gelir ve olayları hatırlayamaz bir hal alır.

Dissosiyatif Amnezi; temel özelliği sıradan bir unutkanlıkla dissosiyatif amnezi açıklanamayacak şekilde hatırlanamamasıdır. Bireyin yaşantılarıyla bağlı olarak geçmiş hatılarını bilinçinde tutaması ve buna bağlı olarak da kişinin duygu düşüncelerine erişilememesi olarak tanımlayabiliriz. Dissosyatif amnezi kişinin stresli bir durumla karşı karşıya gelmesi sonucu ortaya çıkabildiği ve bunun ani bir şekilde ortaya çıktığı ve yine ani bir geçişle sona erdiği gözlenebilir.

Dissosiyatif Füg; kişinin kendisini nasıl geldiğini ve nerde olduğunu bilmeme durumudur. Kişi o esnada olanları hatırlayamaz. Kişi aniden iş yerinden ya da bulunduğu yerden ayrılıp gidebilir.

Depersonalizyon Bozukluğu; kişinin kendisine yabancılaşması olarak tanımlayabiliriz. Yani kişi vücuduna dışarıdan bakıyor hissi içinde olabilir. Aynı zamanda ellerinin, ayaklarının kendisine ait olmadığını ve kendisini tanıyamadığını da anlatabilir.

Tedavi ise, danışanda belirlenen birden fazla kişiliklerin bir araya gelmesi sağlanarak bir bütün halini alması sağlanılabilir. Aynı zaman da danışanda yaşanılan travmatik olaya ulaşılması ve yeniden travmatik olayı düzenleyerek onunla başedilebilir hale gelmesi sağlanabilir. Danışanın travmatik olayla baş etmesi ve bunun için geliştirdiği savuma mekanizmasını yeniden düzenlenmesi bir terapi sürecini oluşturabiliriz. Böylece danışanla daha özenli ve ilgili bir biçimde psikoterapi süreci izlenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin