DEPRESYONUN KARA YÜZÜ: DİSTİMİ

0
149

https://psikoo.com/icgoru-nedir/

Distimik bozukluk nedir ? Geçmişten günümüze distimik bozukluk nasıl değerlendirilmiştir ?

Psikiyatri alanında literatüre bakıldığında 19. yüzyıldan beri yaygın kullanılmaya başlayan distimik bozukluk kavramı, Latince kökeninde kötü mizaç anlamındadır. Mizaç , geçmişte şimdiki anlamı kadar karmaşık bir kavram değildir ve kişilik huy gibi kelimeleri karşılamıştır. Yazıcı (2004) bu konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır; “Hipokrat, ‘kan, balgam, sarı safra, kara safra’ şeklindeki dört mizaç ayrımını yaparken, distimiyi (kara safra), kişiliğin derinindeki kronik depresif ve melankolik bir özellik olarak tanımlamıştır ve burdan yola çıkarak, Hipokrat’ ın bu görüşünün 1968’deki DSM-II’de ‘nevrotik depresyon’ teriminin ortaya çıkışına kadar sürdüğü söylenebilir.”Distiminin heterojen bir klinik tabloyla ortaya çıktığı ve bununla birlikte DSM tanı sınıflandırmalarında ve diğer birçok araştırmalarda farklı alt gruplara sahip olduğu bilinen bir gerçektir. ( Cengiz ve ark, 2004) ‘e göre Distimik Bozukluğun Kronik Depresyondan ayırt edilmesi zor olsada şarttır çünkü olara göre bu noktada kritik olan durum distimik bozukluk tanımlanmış major depresif epizodların biçim değiştirmiş farklı özellikteki modelleri gibidir ve distimik bozukluğun temel kavramlarını oluşturan yapı taşı niteliğindeki kriterlerini şu şekilde açıklamışlardır; En az iki yıldır kronisite kazanmış , depresif duygudurumla birlikte gizli başlangıçlı ve genellikle erken yaşlardan başlangıç alan Süregen ya da intermitan gidiş gösteren şeklindedir. Psikotik temelli olmayan depresyonun tanımlanması konusunda Yazıcı (2004) çalışmasında belirtmiştir; DSM III , nevrotik depresyonu ,distimik bozukluk olarak yeniden adlandırmış ve kişilik bozuklukları grubundan çıkararak distiminin bir duygu durum bozukluğu olduğu belirtilmiştir. DSM III ‘ ün bu yaklaşımı iki değişikliği vurgular birincisi ilaç ve terapiye yanıt veren içgörüye sahip bir rahatsızlık olmasıdır; ikincisi düşük şiddette minör semptomların
kronikleştiğinde rahatsızlığın seyri oldukça ağırlaşmasıdır. Distimiye getirilen bu açıklamalar DSM IV ‘te de çoğunlukla geçerliliğini korumaya devam etmiştir.

Oğuz ve Nesrin Karamustafalıoğlu (2001)’nun çalışmalarında belirtmişlerdir ki; DSM III teki tanı kriterleri 2. Eksende yer alan bozukluklarla ilişkilerdirilmeye daha yakın bir içerikte sunulmuştur . Fakat DSM IV ile birlikte daha net bir kavramlaşma ile karşımıza çıkan distimik bozukluk 1.eksenle ilişkilendirilmiş bozukluğun nevrotik yönü üzerinde sıklıkla durulmaya başlanmıştır. Bununla birlikte distiminin süreklilik arz eden biçimi 2. Eksenle depresif kişilik bozukluğu olarak ilişkilendirilmiştir . Böylece,psikotik özellik gösteren bölüm ile nevrotik özellik gösteren bölümü birbirinden ayırt etmek adına iyi bir adım atılmıştır ve bununla birlikte distimik bozukluk ( Cengiz ve ark, 2004) tarafından açıklamıştır; “I. eksen ’ de Major Depresif Bozukluk (%39-76), Anksiyete Bozukluğu(%46), Madde Kötüye Kullanımı (%22-36)’dır.II. eksen ’ de ise Borderline, Bağımlı, Histrionik KB eşlik edebilmektedir şeklinde belirtilmiştir.”

Bu konudaki bir başka tanımlama şu yöndedir; ICD-10 ‘ a göre distimi,
bölümleri şiddet ve süre açısından hafif veya orta şiddetli olan yineleyen fakat depresif
bozukluk kalıbına tam olarak uymayan kronik bir depresyon çeşididir. Bunu destekleyen
bir başka açıklama şu şekildedir; Distimik bozukluk major depresyona oranla daha az
şiddetli belirtilerle karakterize kronik bir durumdur , Silva de Lima ve Hotopf (2003).
Oğuz ve Nesrin Karamustafalıoğlu (2001),çalışmalarında belirtmişlerdir, “ DSM-III-R’de
birincil ve ikincil, erken ve geç başlangıçlı olmak üzere iki farklı alt-gruplandırma söz
konusu iken; DSM-IV’te 21 yaştan önce başlayanları erken ve 21 yaş ya da sonrasında
başlayanları geç başlangıçlı olarak nitelendiren tek alt-gruplandırma söz konusudur. 31
erken başlangıçlı ve 49 geç başlangıçlı distimik bozukluğun karşılaştırıldığı bir
çalışmada, her iki grup arasında sosyodemografik ve klinik özellikler açısından fark
bulunamamıştır bu verilerin yanı sıra başka bir çalışmada ise erken başlangıçlı grupta
tabloya eklenen major depresif epizodların daha uzun sürdüğü, kişilik bozukluğu, madde
kullanımı, semptom şiddeti, işlevsel bozulma ve ailede mizaç bozukluğu öyküsünün geç
başlangıçlılara göre fazla olduğu saptanmıştır.”Ayrıca DSM-5 ‘te tanı kriterleri ve
distiminin bulunduğu kategori konusunda köklü bir değişiklik yapılmazken distimik
bozukluğun ismi süregen depresif bozukluk olarak değiştirilmiştir. DSM-5’te distimik bozukluğun isim olarak değiştirilip süregen depresif bozukluk olarak yeniden adlandırılmasının nedeni ise, bozukluğu daha iyi betimliyor olmasıyla
ilgili olabilmektedir.

 

kaynaklar
Cengiz, Y., Kutlar, T., HACIOĞLU, M., & Yaman, M. Distimik bozukluk : Gözden Geçirme. Düşünen Adam; 2004, 17(1):21-26

 KARAMUSTAFALIOĞLU, K. O., & KARAMUSTAFALIOĞLU, U. D. N. Distimik bozukluk . PSiKiYATRi DÜNYASI 2001;5:30-35

Markowitz, J. C. (1994). Psychotherapy of dysthymia. The American journal of psychiatry, 151(8), 1114-1121.

 Psikiyatri, İ. Ü. İ. T. F. Prof. Dr. Olcay YAZICI. KLİNİK PSİKİYATRİ 2004;Ek 2:54 62 

Silva de Lima, M., & Hotopf, M. (2003). Pharmacotherapy for dysthymia.The Cochrane Library.

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin