Çirkinlik Üzerine Bir Hayıflanma 1

Çirkinlik nedir veya nasıl tanımlanır yada nasıl tanımlanmalı? Çirkinlik TDK’da “çirkin olma durumu” diye ifade edilmiş. Güzel kelimesinin karşıtı olarak tanımlanmış yani. ‘Güzellik’ kavramını ise TDK “kulağa, göze hoş gelen, hayranlık uyandıran” şeklinde tanımlamış. Bu güzellik tanımının bir eksiklik barındırdığı hissi veriyor. Diğer duyu organlarını veya iç güzelliği devre dışı bırakmış gibi.  Bu tanımlamalar arasında ki farklılıklar çirkinliğin kültürel ve toplumsal anlamda üzerine çok fazla durulmamış, geçiştirilen bir konu duygusu veriyor. Çirkinliğin tarihsel bir geçmişi olduğuna şüphe yok ama çirkinleri “iyi karekter” olarak yazmış bir tarihi okumak imkânsıza yakın bir durum neredeyse…

Aslında güzellik-çirkinlik konusu göreceli diye açmadan kapattığımız bir konu. Konu daha baştan sanki adaletsizlik, eşitsizlik kokuyor. İçine girdikçe girdap gibi herkesi içine çekecek gibi duruyor. Çok az kişinin merak edip de içine baktığı çöplerin biriktirildiği kapalı bir alanı andırıyor. Çok ağır kokuyor, nefes kesiyor, algıyı kapatıyor… Havalandırılsa be keskin koku azalırdı muhtemelen.

Hemen hemen her alanda güzel ve çirkinlikten bahsedilebilir. Birey üzerinden sınıflandırmaya gidilecekse bu; İç güzellik/çirkinlik ve dış güzellik/çirkinlik diye sınıflandırabilir, İç güzellik ve dış güzellik tartışmasında, genelde iç güzelliğin galip geldiği tartışma götürmez bir gerçek. İç güzelliğin daha önemli olduğu kültürel olarak ön kabul görmüş. Atasözlerine, deyimlere konu olmuştur. Hatta İç güzelliğin dışa sirayet edeceği ve güzelleştireceği düşünülmüştür. Devlet politikaları, felsefik görüşler, dini görüşler bunu vurgulamaktan geri durmamışlar. Kulağa hoş gelmiyor değil. Aslında bakacak olursak çok rahatlatıcı geliyor. Tüm dünyada kabul gören bu düşünce ve bunu ortak değer olarak benimseyen Güç sahipleri, “liderler”, Sultan’lar, İmparator’lar, Şah’lar dışı çirkin dahi olsa içi güzel olanlarla evlenmiş! Hatta birçok savaş sadece “içi güzel” olan kadın/erkek’leri elde etmek için yapılmış! Günümüzde reklamlarda “içi güzel” olanlar oynatılmış, dizilerde “iyi karekter” rollerinde “içi güzel” olanlara rol verilmiştir! Sınıflarda öğrenciler dışı çirkin olsa da “içi güzel” akranları ile arkadaş olmak için yarışmış, öğretmenler pozitif ayrımcılık anlamında dışı en çirkinlerin hatalarını daha fazla tolere etmiştir!  İş başvurularında “içi güzel” olanlar işe alınmış hatta “içi güzel” olanlar için yarışmalar düzenlenmiş!..

Her ülkenin güvenlik güçleri tesadüfen ‘içi güzel olanların dışı da güzel’ olduğunu fark etmiş olmalılar ki dış çekiciliği az olanları her gördükleri yerde “suçlu kişi” muamelesi yapmaktadır! Savcılar ve Hakimler de  güvenlik güçlerinin fark ettiğini, fark etmiş ve benzer olaylarda dış çekiciliği az olanlara fazla ceza vermelerinin haklı olduğunu düşünmüşlerdir!..  Bu durum yazılı olmayan evrensel hukuk olarak kabul edilir…

 

Yazımızın en başında bahsettiğimiz TDK’nın güzellik tanımına dönecek olursak; yapılan tanımını sadece “göze ve kulağa hoş gelen” cümleleri ile sınırlandırması kültürel, sosyolojik ve psikolojik bir gerçeği ifade etmektedir. Kültürel olarak kadın erkek ilişkileri dışında dış güzelliğin bizim için önemli olduğunu söylemek, çoğu sefer utanılacak bir durumdur. Diğer tüm isteklerimiz/arzularımız gibi bu arzumuzun da farkındalık alanımızın dışına ittiğimizde sağlıksız bir duyguyu,
düşünceyi, davranışı ortaya çıkarmaktadır. Bu durumu değerlendirme dışı bırakmış olmamız bu alanda kendimizi geliştirmemizi engellemektedir.
Daha doğar doğmaz ebeveynler olarak bu konuda bir farkındalığa sahip değil isek; ister istemez dış çekiciliği fazla olan çocuğu, dış çekiciliği daha az olanlara nazaran daha avantajlı bir konumda başlatmış oluruz. Bu cümleyi tersinden okuyacak olursak; dış çekiciliği daha az olan çocukları hayata dezavantajlı olarak başlatmış oluruz. Yani dış çekiciliği farklı olan çocukların; benzer çabaları, benzer karşılık alamamaktadır. Benzer çabaya benzer karşılığı ebeveyninden bile alamayan çocukta değersizlik tohumları atılmış olur. Bu tohumların filizlenmesi, meyve vermesi, fidan olarak kullanılması toplumsal dinamiklerimizi düzenini belirlemektedir. Bu konuda farkındalıklarımız bu sorunun çözülmesini ya da devam etmesi anlamına gelmektedir.

YORUM YAP

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin